
I. Kısım: Savaştan Öncesine Dair
XIX. Gondor Kralı II. Rómendacil’in oğlu Valacar, Üçüncü Çağ’ın 1194 yılında dünyaya geldi. Valacar’ın doğumundan 54 yıl sonra, Anduin’in doğusundaki topraklara Doğudölleri saldırınca II. Rómendacil, Rhovanion Kralı Vidugavia ile ittifak kurarak Doğudölleri’ne karşı ezici bir zafer kazandı. Bu zaferin ardından Gondor ile kuzeyli Rhovanion halkı arasındaki bağı daha da güçlendirmek isteyen II. Rómendacil, 1250 yılında oğlu Valacar’ı Gondor Büyükelçisi olarak Rhovanion’a gönderdi.
Beş yıl içinde Valacar ile Vidugavia’nın kızı Vidumavi evlendiler ve 1255 yılında oğulları Eldacar (Vinitharya) dünyaya geldi. Kuzeyli insanlarla arasını bozmak istemeyen II. Rómendacil, bu evliliğe karşı çıkmamıştı. Ancak görünürde önemsiz duran bu karar, çok daha büyük olaylara sebep olacaktı.

II. Kısım: Hanedan İçerisinde Huzursuzluk
1260 yılında II. Rómendacil, oğlunu Gondor’a geri çağırdı. Böylece Valacar, Kuzey’in soylu kadın ve erkeklerinden oluşan maiyetiyle birlikte Gondor’a döndü.
1366 yılında, 240 yaşındaki II. Rómendacil’in vefatıyla birlikte oğlu Valacar tahta çıktı. Hükümranlık dönemi görece istikrarlı geçse de hanedan içindeki gerilim giderek artmaya başladı. Vidumavi’nin Dúnedain soyundan olmaması, Eldacar’ın “saf Númenor kanı” taşımadığı yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi. Bu durum, soylular arasında kraliyet ailesinin ihtişamının azalacağı yönünde dedikodular başlattı. Gondor soylularının büyük bir kısmı, Eldacar’ı tahta layık görmemekteydi. Rhovanion’dan gelen kuzeyli halka karşı duyulan hoşnutsuzluk da bu süreçte giderek arttı. Valacar, hüküm süresi boyunca bu huzursuzluğu kontrol altında tutmayı başardı; ancak 1432 yılında, 238 yaşındayken hayatını kaybettiğinde artık 177 yaşında olan Eldacar’ın tahta çıkma vakti gelmişti ve hanedan içindeki bölünme açık bir krize dönüştü.

III. Kısım: Gaspçı Castamir
Gondor soyluları arasında, Eldacar’ın tahta geçmesinden en fazla rahatsızlık duyan kişi, Gondor deniz filolarının kaptanı Castamir’di. Castamir, XVIII. Gondor Kralı Calmacil’in küçük oğlu Calimehtar’ın torunuydu ve soylular arasında sağlam bir konuma sahipti. Mevcut huzursuzluğun farkında olan Castamir ve adamları, 1437 yılında Osgiliath’ta ayaklandılar. Babasını yeni kaybetmiş olmasının yanı sıra tahta henüz çıkmış olan Eldacar, bu isyana karşı koyabilecek güçte değildi. Şehirde büyük yangınlar çıktı. Anduin Köprüsü yıkıldı ve üzerindeki, yedi Palantír’in en kudretlisi olan Ana Taş Palantír’i içinde bulunduran Yıldızlar Kubbesi de yıkılarak Anduin Nehri’nin sularına gömülüp tarihe karıştı.
Castamir ve adamlarının başlattığı isyan beş yıl sürdü. Eldacar’ın büyük oğlu Ornendil katledildi. Kral Eldacar sürgün edildi ve 1437 yılında Rhovanion’a kaçtı. Böylece en başından beri Eldacar’ın varlığından hoşlanmayan Castamir, Gondor Kralı olarak tahtı devraldı.

IV. Kısım: Eldacar’ın Dönüşü ve Erui Geçitleri Savaşı
Bütün planları başarıya ulaşan ve kendisini tahtın gerçek sahibi olarak gören Castamir, başa geldiği günden itibaren acımasız bir kral olarak nam saldı. Uzun bir süre krallığın getirdiği bütün imkânlardan faydalandı; ancak Gondorlular baskı karşısında sinecek bir halk değildi. Castamir’in tahta geçtiği tarihten tam on yıl sonra, 1447 senesinde, halk tarafından Gaspçı Castamir’in zalim yönetimine karşı bir ayaklanma başlatıldı.
Bütün bunlar olurken, geçen sürede Gondor topraklarına adım atamamış ve sürgündeki bir kral olarak Rhovanion’a kaçmış olan Eldacar da boş durmamıştı. İsyanın başladığı tarihte, Rhovanion’dan ve kuzey diyarlarındaki insanlardan oluşan tebaasıyla birlikte hak ettiği tahtı geri almak için Gondor’a döndü. Bu haberi alan Castamir, çoğunu Pelargir (Gondor’un ana liman şehri) ve Umbar’dan topladığı askerleriyle birlikte Eldacar’ın ordularının karşısına çıktı.
İki ordu, Erui Geçitleri’nde karşı karşıya geldi. Böylece Pelargir ile Minas Tirith arasındaki yolda, Gondor’un akraba çekişmesinin sonucunu belirleyecek olan savaş başladı. Eldacar intikam arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Hâlihazırda Castamir yönetimine karşı bir isyan bulunduğundan, Eldacar’ın kuvvetleri üstün geldi. Eldacar, Castamir’i öldürerek büyük oğlu Ornendil’in intikamını aldı. Böylece zafer Eldacar’ın oldu. Fakat mağlup olan Castamir’in çocukları ve destekçilerinin büyük bir kısmı geri çekilerek Pelargir’e döndü.

V. Kısım: Umbar’ın Ayrılışı
Eldacar, düşmanlarının peşini bırakmaya niyetli değildi. Bu sebeple onları Pelargir’e dek takip etti. Fakat donanma kuvvetleri hâlâ Castamir yanlılarının kontrolündeydi ve Castamir’in çocukları Umbar’a kaçmayı başardılar. Burada Umbar yönetimini ele geçirdiler ve hanedanlık iddialarını sürdürdüler. Böylece Umbar fiilen Gondor’dan ayrılmış oldu ve “Umbar Korsanları” adıyla anılacak bir deniz tehdidinin merkezi hâline geldi. İlerleyen yıllarda Umbar’ın bağımsız üstünlüğü, kuşaklar boyunca Gondor’un kıyı şeridi ve deniz trafiğine karşı sürekli bir tehlike olacaktı.
Eldacar, 1447 senesinde Gondor Kralı olarak yeniden taç giyse de savaşın bedeli ucuz olmamıştı. Kin-Strife olarak adlandırılan iç savaş sırasında Dúnedain soyundan birçok kişi hayatını kaybetti. Bundan dolayı Gondor’un demografik ve siyasi gücü ciddi biçimde zayıfladı.

VI. Kısım: Savaşın Etkileri
Eldacar, yönetimde olduğu süre boyunca iç savaştan kalan sorunları düzeltmekle uğraştı ve Umbar tehdidine karşı direndi. Kırk üç senelik hüküm süresinin ardından 1490 yılında, 235 yaşında vefat etti. Uzun bir ömür sürdü ve sonunda soyunun, korkulduğu gibi kraliyet ailesinin kudretini zayıflatmadığı anlaşıldı. Ancak iç savaşın sebep olduğu güvensizlik ortamı uzun yıllar boyunca devam etti. Gondor kralları, akrabalarına karşı daha temkinli davranmaya başladılar. İçinde hâlâ şüphe olanlar, ya Númenor soyundan olmayanlarla evlenerek miraslarını reddedip gittiler ya da Umbar’daki isyancılara katıldılar. Böylece çağlar boyunca Gondor’daki Númenor soyu gitgide azaldı ve zayıfladı.

VII. Kısım: Büyük Veba
Aradan uzun yıllar geçti. 1635 yılında Rhûn topraklarında ölümcül bir hastalık ortaya çıktı. Tarihçiler, Kuyutorman’daki gölgenin derinleşmesiyle aynı döneme denk gelen bu felaketin, Sauron’un Mordor’a dönüşünün bir habercisi olduğunu düşündüler ve salgının onun iradesiyle başlamış olabileceğini ileri sürdüler.
1635 yılının sert kışında kara rüzgârlar hastalığı Rhovanion’a taşıdı. Kuzeyli halk, şifa sanatında Gondor kadar yetkin olmadığından büyük kayıplar verdi. Salgın sona erdiğinde, Rhovanion halkının yarısından fazlası ve atlarının çoğu hayatını kaybetmişti. Bu felaket sonraları “Büyük Veba” ya da “Kara Veba” olarak anılmaya başlandı. Hastalık 1636 yılında Gondor’a kadar ulaştı. Bu, Kral Minardil’in 1634’te Umbar Korsanları tarafından öldürülmesinden iki yıl sonraydı. Gondor zaten siyasi olarak sarsılmıştı. Salgınla birlikte durum tam bir felakete dönüştü. Kral Minardil’in vefatından sonra yerine oğlu Telemnar tahta çıktı.
Gondor halkı, göremediği bir düşmanla savaşamadığı için daha da zayıfladı. Ancak salgın, Gondor’u etkilediği kadar düşmanlarını da etkilemişti. Bu sebeple bu dönemde büyük bir savaş yaşanmadı. En ağır darbeyi ise başkent Osgiliath aldı. Rhovanion’dan sonra en büyük kayıp burada yaşandı. Halkın büyük kısmı Ithilien ve Anórien’e göç etti. Osgiliath halkı da Minas Anor’a göç etmek zorunda kaldı ve Mordor çevresine yakın olan kalelerin ve kasabaların neredeyse tamamı terk edildi. Minas Anor, fiilen kralın yeni ikametgâhı hâline geldi. Fakat Kral Telemnar’ın hüküm süresi yalnızca iki yıl sürdü. Çünkü kral ve çocukları da veba yüzünden hayatlarını kaybettiler. Dúnedain’den arda kalanların sayısı gittikçe azaldı ve Gondor’un Ak Ağacı solmaya başladı. Fakat ağaç solmadan evvel bir fidesini kurtarmayı başardılar. 1640 yılında XXVII. Gondor Kralı Tarondor, başkenti resmî olarak Osgiliath’tan Minas Anor’a taşıdı ve Ak Ağaç’ın üçüncü fidesini buranın avlusuna dikti. Ak Ağaç, hanedanın tamamen tükenmediğine işaret ediyordu.
Salgın batıya ve kuzeye doğru ilerledi. Eriador’un birçok bölgesi ıssızlaştı. Özellikle Cardolan ağır kayıplar verdi. Birçokları bu bölgeyi terk etti ve nihayetinde Höyükler’de (Barrow-downs) kalan son Dúnedain de hayatını kaybetti. Tharbad’daki Kuzey ve Güney krallıklarının ortak garnizonu ortadan kalktı. Shire’da bile büyük kayıplar yaşandı. Ancak kuzeye doğru ilerledikçe salgın zayıflıyordu. Bu sayede Arthedain’in kuzeyi ayakta kalmayı başardı. Gondor ve komşu krallıklar, gelecek iki yüzyıl boyunca vebanın etkilerinden toparlanmaya çalıştılar.
Üçüncü Çağ’ın 1900 yılında Kral Calimehtar tarafından Minas Anor’un en yüksek noktasında, sonraları Ecthelion Kulesi olarak anılacak olan Beyaz Kule inşa edildi. Minas Anor’un Palantír’i olan Anor Taşı da kulenin en üst odalarından birinde muhafaza edilmeye başlandı. Bu kule, Doğu’dan yükselen tehdide karşı şehri tahkim ediyor ve kralın otoritesini simgeliyordu.
VIII. Kısım: Bir Hanedanlığın Çöküşü
Karanlık günlerin etkileri hâlâ devam ediyordu. Angmar tehdidi, Gondor’un kuzey siyasetine doğrudan dâhil olmasına sebep oldu. Üçüncü Çağ’ın 1973 yılında Arthedain’in Cadı Kral tarafından tehdit edilmesi üzerine XXIX. Gondor Kralı II. Eärnil, oğlu Eärnur’u güçlü bir donanmayla birlikte kuzeye gönderdi. Ancak Gondor kuvvetleri bölgeye ulaştığında Arthedain çoktan düşmüş, Kral Arvedui ise hayatını kaybetmişti. Gondor kuvvetleri ve Lindon’dan gelen Círdan’ın orduları birleşerek Angmar’a karşı büyük bir zafer kazandılar. Fakat Cadı Kral yok edilemedi. Eärnur’u düelloya çağırdı; ancak Eärnur’un atı korkuya kapılarak onu savaş meydanından uzaklaştırdı. Bu olay yüzünden Eärnur küçük düştü ve Cadı Kral kaçtı.
Üçüncü Çağ’ın 1980 yılında Nazgûl Efendisi Mordor’daydı ve diğer Nazgûl’ü de etrafına topladı. 2000 yılında Minas Ithil’i kuşatmaya başladılar. Gondor ordusu kuşatmaya karşı direnmeye çalıştı ama iki yılın sonunda şehir kaybedildi. Bu olaydan sonra Minas Ithil, “Minas Morgul” adıyla anılmaya başlandı.
- Eärnil 2043 yılında vefat etti ve yerine oğlu Eärnur geçti. Bu tarihte Cadı Kral, Eärnur’a meydan okudu; ancak vekilharcın müdahalesiyle bu karşılaşma gerçekleşmedi. 2050 yılında Cadı Kral yeniden meydan okuyunca, son karşılaşmaları yüzünden kendini aşağılanmış hisseden Eärnur bu çağrıyı kabul etti ve atını Minas Morgul’a sürdü. O günden sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Hiçbir varisi bulunmayan Eärnur’un kayboluşuyla birlikte Númenor soyunun Anárion kolu tükendi.
Gondor’da Krallar Dönemi böylece kapandı ve Vekilharç Dönemi başladı. Ecthelion Kulesi ayakta kalmıştı; ancak üzerindeki sancak indirilmişti. Kralın tacı ise Eärnur’un babası Eärnil’in mezarı üzerine bırakıldı ve yüzyıllar boyunca kullanılmadan orada kaldı.
Gondor’un ihtişamı, çağlar boyunca iç çekişmeler, salgınlar ve karanlık güçlerin gölgesinde yavaş yavaş sarsıldı; ancak Dúnedain soyu bütünüyle tükenmedi. Üçüncü Çağ’ın 3019 yılında, Elendil’in varisi Aragorn’un dönüşüyle birlikte Elendil’in sancağı Ak Kule’nin zirvesinde yeniden dalgalandı. Çünkü bazı krallıklar yıkılmaz; yalnızca yeniden doğmayı beklerler.
Hazırlayan: Arda Aksay (Elf)