KARAKTERLER

Elf Kralı Thranduil Üzerine

Yüzüklerin Efendisi - Orta Dünya

Thranduil, Doriath kökenli bir Sindarin Elfiydi. Birinci Çağ’ın 507. yılından önce doğduğu tahmin edilen Thranduil, Silvan Elfleri’nin Kralı Oropher’in oğlu ve sonraları Yüzük Kardeşliği’nin bir üyesi olacak olan Legolas’ın babasıdır.

Thranduil, hayatının erken safhalarını ailesiyle birlikte Doriath’ta ve Beleriand’ın merkezindeki geniş ormanlarda geçirdi. Birinci Çağ’ın sonunda gerçekleşen Öfke Savaşı ve Beleriand’ın yıkımı, Sindar halkının kaderini kökten değiştirdi. Doriath’ın yıkımından sonra Sindar’ın bir kısmı kuzeybatıya çekilerek Lindon’a yerleşti, bazılarıysa Batı’ya yelken açtı. Oropher ve onunla birlikte olan az sayıdaki Sindar ise Batı’nın siyasetinden ve Noldor’un etkisinden uzak, daha bağımsız bir yaşam sürmek isteyerek doğuya yöneldi. Thranduil de bu göç sırasında babasını takip etti.

İkinci Çağ’ın 750. yılı civarında Oropher ve halkı, Büyük Yeşil Orman’a (Greenwood the Great) vardılar. O ve yanındaki Sindar’ın sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu; nüfusun çoğunluğu ise Silvan Elfleri’nden oluşuyordu. Oropher, bu bölgedeki Elfler tarafından lider olarak kabul edildi ve kendi krallığını, yani Woodland Realm’i, kurdu. Başlangıçta başkent Amon Lanc’tı; ancak ilerleyen yüzyıllarda burası Dol Guldur adıyla anılacaktı.

İkinci Çağ’ın 1000. yılı dolaylarında, Sauron Mordor’da Barad-dûr’un temellerini atarken karanlık güçler yeniden yükselmeye başladı. Bu tehdidin gölgesi nihayetinde Elf diyarlarına da ulaştı. Oropher ve halkı; artan huzursuzluk, Moria’da Cüce nüfusunun artması ve batıdaki siyasal etkilerden uzak kalma arzusu nedeniyle üç kez kuzeye göç etti. İlk göç, Ferah Çayırlar’ın kuzey tarafına yapıldı; ancak halkın bir kısmı, Anduin’in batısındaki akrabalarıyla olan ilişkilerini sürdürmeye devam etti. Sonunda çoğunluk Emyn Duir’in kuzeyindeki dar vadilere çekilirken, bir kısım ise Men-i-Naugrim’in (Eski Orman Yolu’nun) kuzeyinde yaşadı.

İkinci Çağ’ın 3430 yılında Oropher ve Lórien Kralı Amdír, Elfler ve İnsanlar’ın Son İttifakı’na katıldılar. Thranduil de bu büyük sefere iştirak etti. Dagorlad Savaşı sırasında Oropher, Gil-galad’ın işaretini beklemeden ordusunu Mordor kuvvetlerinin üzerine sürdü. Bu cesur fakat aceleci saldırı ağır kayıplarla sonuçlandı; Oropher öldürüldü ve ordusunun büyük kısmı yok oldu. Thranduil savaş alanından sağ çıkmayı başardı; ancak halkının üçte ikisi savaşta hayatını kaybetmişti. 3441 yılında Barad-dûr’un kuşatması sona erip Sauron yenildiğinde, Thranduil hayatta kalanları toplayarak Ormanlık Diyar’a döndü ve babasının yerine kral oldu.

Ne var ki Mordor’un dehşetini kendi gözleriyle görmüş olan Thranduil’in kalbinde derin bir gölge kalmıştı. Güneye her baktığında o karanlık hatıra zihninde canlanıyor, Sauron yenilmiş olsa da kötülüğün bir gün yeniden yükselebileceği korkusunu içinde taşımayı sürdürüyordu. Bu anılar, onun ilerleyen çağlardaki temkinli ve sınırlarına kapanık yönetim anlayışı üzerinde doğrudan etkili oldu.

Üçüncü Çağ’ın 1050 yılı civarında, başlangıçta “Necromancer” olarak anılan karanlık bir varlık, Amon Lanc’ın terk edilmiş salonlarına yerleşti. Ardından Orklar ve dev örümcekler bölgeyi istila etmeye başladı. Yakınlarında bir karanlığın büyüdüğünü fark eden Thranduil ve Orman Elfleri, kuzeye doğru çekilerek burada yeni bir yerleşim yeri kurdular. Doriath’ın anısını yaşatmak istercesine, salonlarını yeraltında inşa ettiler. Kayalara oyulmuş bu salonlar, kayıp Menegroth’un hatırasını taşıyordu. Yeşil Orman zamanla Kuyutorman (Mirkwood) adını aldı; Amon Lanc ise Dol Guldur olarak anılmaya başlandı. Artık Kuyutorman’ın kuzeydoğusunda, Orman Nehri’nin yakınlarında ve büyük taş kapıların ardındaydılar.

Üçüncü Çağ’ın 2941 yılında, Thranduil ve halkının bir kısmı ormanda şölen yaparken Thorin Meşekalkan önderliğindeki Cüce kafilesi tarafından tekrar tekrar rahatsız edildiler. Üçüncü karşılaşmada kafilesinden ayrı düşen Thorin Meşekalkan yakalandı. Thorin’e, onun ve kafilesinin Kuyutorman’daki yolculuklarının sebebi sorulduğunda cevap alamayan Elfler, Thranduil’in emriyle Meşekalkan’ı zindan mağaralarına gönderdi. Kafilenin geri kalanı da kısa süre içinde yakalanıp Thranduil’in önüne getirildi; ancak Cüceler kimliklerini ve amaçlarını açıklamayı reddettiler. Kralın sorularına cevap vermeyen kafile, “krallıkta izinsiz dolaşmak”, “Elflerin ziyafetlerini bölmek” ve “örümceklerle sorun çıkarmak” gibi sebeplerle zindan mağaralarına kapatıldı. Bu ana kadar Thorin’in de yakalanmış olduğundan haberleri yoktu.

Ancak kafileden bir üye görünmez kalmayı başarmıştı: Hobbit Bilbo Baggins. Sihirli yüzüğünü kullanarak önce Elflerden kurtuldu, sonra da Cüceleri hapsedildikleri zindandan çıkardı.

Cücelerin kaçışından sonra, Orman Nehri boyunca çalışan salcı Elfler geri dönerek Thranduil’e yaşananları anlattılar ve Cücelerin amacını öğrenmesini sağladılar. Kısa süre sonra, uzun yıllardır Erebor’u mesken tutmuş Ejderha Smaug’un öldürüldüğü haberi de duyuldu. Thranduil, Cücelerin bir ejderhayı öldürmeyi başaramayacağını ve onların da ölmüş olduğunu düşündü; böylece Göl Kasabası (Lake-town) halkına yardım etmek ve hak talep eden Okçu Bard’ı desteklemek amacıyla Erebor’a doğru yürüdü. Bard, Dale Lordu Girion’un soyundan geliyordu ve Smaug tarafından gasp edilmiş olan hazineden halkının kendi payını almasını istiyordu. Erebor’un güneyine geldiklerinde Cücelerin de burada olduklarını biliyorlardı. Bu süre içinde Elf ustaları, Göl Kasabası halkının yaklaşan kış öncesi barınak inşa etmesine yardım ettiler.

Bu sırada Bilbo Baggins tesadüfen Arkentaşı’nı buldu. Thorin de Arkentaşı’nı arıyor, onu bulup da kendisine getirmeyen her kim olursa olsun intikamını alacağına yemin ediyordu. Bilbo bu durumdan hoşlanmadı ve sessizliğini korudu. Daha sonra Göl İnsanları ve Orman Elfleri, Smaug’un hazinesinden pay talep etmek üzere Thorin ile müzakere etti; ancak Thorin atalarının mirasını paylaşmayı reddetti. Bunun üzerine Bilbo, müzakerelere yardımcı olmayı umarak gizlice İnsanlar ve Elfler’in kampına gitti ve Arkentaşı’nı Thranduil ile Bard’a teslim etti. Ertesi gün, halkının yadigârının fidyesi olarak hazinenin on ikide birlik payı Thorin’den talep edildi ve müzakereler yeniden başladı. Thorin, taş karşılığında hazinenin on dörtte birini vermeyi kabul etti.

Thranduil, altın uğruna savaş başlatacak bir kral değildi. Ancak ertesi gün, haberci kuzgunlar aracılığıyla haberi iletilen Dáin Demirayak Erebor’a vardı ve durum tam bir çatışmaya dönüştü. Tam da bu sırada, Bolg komutasındaki Dumanlı Dağlar ve Gri Dağlar orkları bölgeye geldiler ve kargaşadan istifade ederek yanlarındaki vahşi kurtlar ve üzerlerindeki yarasalarla İnsanlara, Elflere ve Cücelere saldırdılar. Gandalf önderliğinde bir konsey toplandı ve Orkların herkesin ortak düşmanı olduğu konusunda anlaşmaya varıldı. Elfler, Cüceler ve İnsanlar güçlerini birleştirdiler ve böylece Beş Ordu Savaşı başladı. Thranduil’in ordusu dağın güney yamacında yer aldı ve ilk hücuma katılan kuvvetler arasındaydı. Ork ordusu karşısında ittifakın güçleri zayıflamaya başlamıştı ki Beorn ve Kartallar’ın gelişiyle birlikte savaşın seyri değişti. Thorin Meşekalkan savaşta hayatını kaybetti.

Savaştan sonra Meşekalkan defnedildi, Thranduil Orcrist’i Thorin’in mezarına yerleştirdi ve galipler hazineyi bölüştüler. Bard, Girion’un zümrütlerini; Bilbo ise inci ve gümüşten bir kolyeyi Thranduil’e armağan etti. Thranduil, Bilbo’ya “Elf Dostu” adını verdi ve halkıyla birlikte Kuyutorman’a döndü.

Üçüncü Çağ’ın 3018 yılında, 21 Mart günü Aragorn ve Gandalf, Gollum’u Thranduil’in gözetimine teslim ettiler. Elfler, Gollum’a acıyarak ona katı bir tutsak muamelesi yapmak yerine merhametli davrandılar; onun risk teşkil eden bir mahkûm olduğunu düşünmüyorlardı. Ancak onun ne denli kurnaz ve sabırlı olduğunu tam olarak kavrayamamışlardı. Gollum bir gün yüksek bir ağacın tepesine çıktı ve aşağı inmeyi reddetti. Onu gözetleyen muhafızlar beklenmedik bir Ork saldırısına uğradılar. Kargaşa sırasında Gollum kaçmayı başardı. Bunun üzerine Thranduil, oğlu Legolas’ı Elrond’u bilgilendirmesi amacıyla Ayrıkvadi’ye gönderdi. Bu sayede Elrond Divanı sırasında Legolas da Ayrıkvadi’de bulundu ve nihayetinde Yüzük Kardeşliği’nin dokuz üyesinden biri oldu. Kardeşliğin bir diğer üyesi olan Cüce Gimli, Thorin Meşekalkan’ın kafilesinde bulunan ve daha önce Thranduil tarafından tutsak edilmiş olan Glóin’in oğluydu. Legolas ile Gimli arasında kimsenin beklemediği sıkı bir dostluk filizlendi ve bu dostluk, Thranduil ile halkının Cücelerle arasındaki sorunların çözülmesine önayak oldu.

15 Mart 3019’da Dol Guldur’dan çıkan kuvvetler Kuyutorman’a saldırdı. Uzun ve zorlu bir savaşın ardından Thranduil galip geldi; fakat ağaçlar yanmış, orman ağır yara almıştı. Güneyde ise Lórien kuvvetleri (Galadhrim) Dol Guldur’u yıktı. 6 Nisan günü, Elf Yeni Yılı’nda, Thranduil ve Celeborn ormanın ortasında buluşarak adını Eryn Lasgalen, yani Yeşil Yaprak Ormanı, olarak değiştirdiler. Orman üçe bölündü; güney kısmı Celeborn’a bırakıldı, orta bölge Beornings ve Woodmen halkına verildi, kuzey kısmı ise dağlara kadar Thranduil’in himayesinde kaldı.

Thranduil, Dördüncü Çağ boyunca bu bölgede hüküm sürmeye devam etti.

Dördüncü Çağ’dan sonraki zamanlarda Thranduil’in nihai kaderinin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Oğlu Legolas’ın Batı’ya yelken açtığı bilinmekle birlikte, Thranduil’in ne zaman gittiği ya da gidip gitmediği hakkında hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Ancak Orta Dünya’da uzun çağlar boyunca hüküm sürmüş bu Sindar kralı, babasının mirasını sürdürmüş, karanlık çağları geride bırakarak halkını ayakta tutmuş ve krallığını korumuştur. Her zaman doğayla uyum içinde yaşayan Thranduil; mevsimine göre orman çiçeklerinden, sonbahar yapraklarından ya da kırmızı meyvelerden yapılmış taçlar takar, yeşil sancağı altında hüküm sürerdi. Gümüşe ve beyaz mücevherlere karşı özel bir ilgisi vardı; fakat bu zaaf, halkının hayatını altın uğruna riske atmasına asla neden olmadı.

Hazırlayan: Arda Aksay (Elf)

Kaynakça
Hobbit
Yüzüklerin Efendisi
Yüzüklerin Efendisi, Ek B: Yılların Öyküsü
Unfinished Tales: The Disaster of the Gladden Fields
Unfinished Tales, The History of Galadriel and Celeborn, Appendix B: The Sindarin Princes of the Silvan Elves
The Peoples of Middle-earth: The Tale of Years of the Second Age

Başa dön tuşu